101107


2187
12:54am
Kendimi hiç bu kadar terkedilmiş hissettim mi hatırlamıyorum . Kendi elimle imzaladığım bir dilekçe sonucunda terapi merkezine kapatılmış gibiyim . Her uyku sonrası ileçlanmışcasına rahatlıyorum. Ama gün ortasından sonra ilacımın etkisi geçmeye başlıyor ve çaresiz hissediyorum kendimi. Yalnız. İşin aslı yalnızım.
Bu arka bahçe bana bir kaçış gibi geliyor. Hava öylesine sıcak ki günün döndüğü şu saatlerde bile gün boyu kavrulan ot kokusu hissettiriyor kendini. Arkasına tahtadan yağtığım bu sıra , çiçek saksıları içindi , burası da aletleri, bahçe gereçlerini, ıvırı zıvırı koyacağım ufak bir kulübe. 72 yaşımda , yaşıma göre dinç (karıma göre inatçılığım yüzünden) ve hala savunduğum fikirlerim olacak kadar genç ve bu tahta alet kulübesini yaptıktan sonra kızım ve iki oğlumun ele geçirmesini hatırlayacak ve mutlu olacak kadar dincim. Dinç özelliğimi iki defa kullandım, vurgu içindi , bunadığım için değil . Şu an olduğum bölgede yani artık ufak torunumun çiçek saksılarının olması gereken yerde bebeklerini dizip onlara masallar anlattığı sırya bakıpilk yaptığımda ukala komşum ve aynı zamanda kadim dostumun nasıl eğlendiğini hatırlarım hep. Bu kasabada insanların anladığı ve çok da iyi yaptığı iç şey var ; biri hayvan yetiştiriciliği diğeri çiftçilik , geri kalan da dostlarıyla çok iyi eğlenebilmek. Joseph de çiftçi … Ona ve bu küçük kasabada tanıdığım diğer çiftçilere göre toprak çiçekle meşgul edilemeyecek kadar kutsal. Ona göre bu anlamsız (?) çiçeklik yerine tarla fareleri için bir kaç tekerlek koyarak onları oyalasaydım daha iyi edermişim .Tam kırk yıl önceydi ama o keyifli kahkahasını hala duyar , ellerini beline koyup kendinden emin tavırla evlerimizin arasındaki çitin arkasında duruşunu görür gibi iyi hatırlıyorum . O an cevap veecek gibi olup sonra ben de bastım kahkahayı. Ama ikiz oğullarıma ” babanız sizin için süpriz bir oyun kulübesi yaptı ” diye kandırıp alet kulübesi hayalimi alet dolabına çevirmesi hiç komik değildi. Evet değildi .
Oğullarım koşarak geldiler , “baba, baba , artık biliyoruz , artık biliyoruz.” 8 yaşlarında , birinci sınıfı ikinci defa okuyan iki haylaz , okul dönüşünde bana bu denli heyecanla vereceği haberdeb o kadar emindim ki işin aslını öğrenmem bu yüzden komik değildi. Hala değil teyit ediyorum. “Hadi şu güzel haberi verin , sonra da en çok istediğiniz şeyi söyleyin, yaparım. ” dedim . Ah nasıl da emindim kendimden . Oğullarım, Matthew ve Mika ikizlerdi ama çocuklukları boyunca bu kadar uyumlu sanki ne söyleyeceklerini ezberlemiş gibi sırayla cümle cümle, en ince ayrıntısıyla anlatmaları bana hep neşe verdi.
-joseph amca
-okuldan çıkınca biz joseph amcayı gördük
-ve dedi ki arka bahçeye biz babannemdeyken kulübe yapmışsın
-evet, tahta bir kulübe aynı ağaç ev gibi
-evet aynı joe ve Vivien’in babasının yaptığı gibi
-evet ve aynı Elizabeth’in bebek evi gibi ama kocamanmış bu .
İkisinin de gözleri parlıyordu .Öylesine parlak ışık kürecikleriydi ki… Koşarak kucağıma atlamış bu iki koca bebek her cümle sonunda “evet baba biliyor musun?” ekleyip neredeyse ağızlarına sığamaycak bir gülümsemeyle soru işaretini koyuyorlardı . ” evet, çocuklar biliyorum ama bu bir süprizdi,bana yarına kadar müsade eder misiniz onu bitireyim?” O an aklıma gelen ilk şey çocuklara uygun bir şekile getirmek için zaman kazanmalıyım oldu . Neyse ki bu soruyu duyar duymaz annelerine Mary Ann’e, biricik karıma hemen haberi vermek için dükkanımı terkedip eve doğru koşmak oldu .
-evet baba
-evet evet baba
-anneme söylemeliyiz!
-harika!
Kızım Lily Ann, bir azize olan annesinin kendine yaraşır derecede verdiği bir hediye. Bir kız çocuğu bu kadar sorunsuz nasıl büyüdü bu iki hiperaktif veledin yanında anlaşılır gibi değil. Lily ann geldi koşan kardeşlerine bakarak ve gülümseyerek “Onlara ne söylediysen ben de duymak istiyorum,şimdi ,burada,hemen” dedi. Olanları duyduğunda aynı annesi gibi önce şaşkınlıkla sağ kaşını kaldırdı Joseph amcasının içli şakasına karşılık sonra da bana sarılarak gülmeye başladı . O kulübeyi ne kadar çok istediğimi ve oranın benim için bir çeşit kaçış yeri olduğunu anlayacak yaştaydı . Ve büyüdüğünde onları ne kadar çok sevdiğimi bu yüzden onlardan uzaklaşmak istesem bile bunun ancak arka bahçenin köşesindeki bu şekilsiz ve işlenmemiş ağaç kokan kulübe olduğunu da anlayacaktı. “annemin yüzünü görmeliyim” dedi gözleriindeki gülümsemeyle. Arkamda işini olan biteni izlerken bırakmış ,pis pis sırıtan çıraklarıma döndüm ve “eve gidiyorum, işinizi bitirmeden çıkmayın. “dedim akşam dönmeyeceğimi belirterek. Sırıtıyorlardı çünkü onlar kesti kalasları . Arkamı döndüğümü ve yine kaybettiğim alet kulübemi düşünmediğimi hatırlıyorum .
Mary’m ne pişirdi akşama , dün getirdiğim somonları fırına atmıştır, tanrım bu kadın! Kulübeyi düzeltmeme de yardım eder. Onu çok seviyorum. Bu artık resim çizilmedik yeri kalmayan kulübeyi de. Ama en çok bana şu an ileride , elinde yemek yaparken omzundna eksik etmediği beziyle duran, yanımda ders anlatmaktan yorgun düşmüş Lily’yi göstererek gözleriyle getirmemi rica eden Mary kadar değil asla. Bu kulübe yine beni onlardan uzaklaştırdı , onları hayal ettirerek.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: