sevdiğin şehirler gibiyim ben


şehirler yaşayan birer organizma oldukları gibi insanlar da birer şehirdir . ruh haline göre yaşar ya da terkedilirler .

şehirlerde trafiğin tıkanması gibi insanların da duyguları kitlenir bazen ama zamanla açılır , akar gider .

gelişip büyür şehirler , nüfuslanır insanlar da büyük şehirler gibi . insan yükseldikçe ve olgunlaştıkça sorumlulukları artar . sorumluluklar ; beslemesi ve eğitip , itaat ettirmesi gereken bir sürü insan gibi sorumluluklar . beslenmediğinde körelip ölen yetenekler , eğitilmediğinde bencilleşen yükselmiş ego , itaat ettirilmediğinde kendi içindeki tutarlı düzensizliği kaos a çevirebilecek bir benlik . beslenmediğinde ölen insanları gibi şehrin , eğitilmediğinde ait olduğu biolojik alemin en ilkel dürtüleriyle rahatlıkla hayatını sürdürebilir , çoğalırlar , çoğaldıkça büyür bu yılkı atı sürüsü , itaat tanımadığında çıldırmış hayvanlardan daha saldırgan daha da zarar verici olurlar .

şehir , insan gibi . ya terkedilir zamanla kimsenin uğramadığı yerler haline gelir ya da sineğin boka ve ya ışığa üşüşmesi , etrafında pervane olması gibi çekerler yaşayanları en cansız halleriyle .

insan, şehir gibi yarım kalır bazen de . yarım kalmış binalar , camiler , yeraltı yolları gibi insanın da yarım kalır istekleri , ihtiyaçları ve inançları , en derin duygularının yarattığı tutkuları . tamamlanacaklarmış gibi göz önünde durur bu yarımlıklar . yanlarından yeni duygular geçer , yeni istekler yürür gider yarımları yollarına kattıklarından onları görerek . o yolun yolcusu taklidi yapıp , onları , ellerindeki tuğlayla tamamlayacakmış gibi taşlanır o binalar kendi insanları tarafından .

şehir insan gibi kendini yok eder . her şehir virüsü tadar , kimi kırılır salgından , kimi ilk insanda ilk kıpırdamada yakar o virüsü . hastalıktan kırılan şehirler çabalayanlardır , bir tek insan daha kurtarabilmek adına , bir tek mutlu anı daha yaşayabilmek için nasıl katlanırsa insan da bir diğer insana , şehirler de virüse sarılırlar , içini açarlar virüslülerin onu iyileştirmeye , içini açar insan kendini bir diğerine iyileştirsin diye daha da kötüleşmesin diye . şehir virüsün geçmeyeceğini anlar uyumasını,yatışmasını bekler ,virüsle uyur , başka topraklara göç eder ,o soğuk toprakların kollarında uyur ,ona karşılıksız yurt olacağını umarak . ama şehir de aldanır insanları aldattığı gibi , insan da aldatır aldandığı gibi .

ve şehir yine son verir varlığına . kendi topraklarıyla taşıyla en yukarıya taşıdığı o için için yanan yanardağın lavıyla yıkanır yanar bile bile , orda , tam ortasındaki sızıyı duyar da , patlayacağını bilir de terkedemez yerleştiği o yurtdu şehir , insanın da tam ortasındaki yüreği çıplak eliyle söküp atamadığı gibi . yüreğinin vücuduna akıttığı lavla yanar insan ,kontrolünü öldürür, dinginliğini, dağın bacasından fışkıran kanla öldürdüğü gibi insanlarının üzerinden geçer arkasında bereketli topraklar yaratarak .

insanın kendi pisliğini , çaresizliğini ve öfkesini kendi gözyaşlarıyla yıkaması gibi şehri de sel basar öfkenin ve çaresizliğin , pisliğin akışına bırakır sokakları , üzerindekiler . insanın , bazı değerlerin üstüne kurduğu hayatının o değerlerce aynı zamanda yitebileceği gibi şehir de üstüne kurulduğu toprakların yarılmasıyla kendi içinde kendi içine yiterek yokolur .

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: