algı hakkında


uzun süredir algı üzerine düşünüyorum. algı ve gerçeklik daha açık bir anlatımla.

algı nasıl etkiliyor? aynı kavramın/cismin/durumun/mekanın algısı bazen nasıl bir arada tutarken, farkı bir zamanda bu kadar ayırıyor.
gerçeklikten bu denli uzaklaştıran bir değerlemeyken algı, nasıl insanı hayatta yani gerçeklikte kalmasını sağlıyor? sağlamıyor mu?
algısında yaşadığı kırılmaları nedeniyle bizden ya da topluluktan ayrılanların gerçeğiyle, salt gerçek arasında gerçekten fark var mı?

duygularımız ve düşüncelerimiz mi algıyı yaratan, algımız mı duygu ve düşüncelerimize yön veren, bizi süren? kafasındaki tacı çıkartıp, yemek masasına koyan bir kral gibi algımızı çıkartıp, oturma odasındaki sehpanın üstüne koysaydık nasıl olurdu dünya? algının, az sonra o masaya koyulacak tabaktaki yemeğin, sevdiğimiz tarafından yapılmasının yemeğin güzel olduğunu düşünmemiz ile aynı yemeğin az önce okunulan kötü e-mail’den sonra midemizi bulandıracak kadar kötü gelmesi arasındaki yeri nedir? yemeğin gerçek tadı nedir?

uzmanlara göre gerçek, o an hissettiğin. bu sokak sana bir hafta önce ne ifade ediyorsa bir hafta sonra da aynı şeyi ifade edecek diye bir değişmez yok. çünkü o sadece bir sokak. ana caddeye uzaklığıyla sessiz oluşu seni bazen huzur vericiliğiyle mutlu ederken, sinir bozucu bir hale de bürünebilir. sokak durur. ona duyguların eşliğinde sen anlamlar yüklersin. duygu büken algıdır. algıyı duygu yaratır.

etrafımdakilere ikiden seçmeli sorular soruyorum son zamanlarda. “koku mu doku mu?”, “yüksek kaliteli görsel mi, yüksek kaliteli ses mi?”. bana genellikle “tabi ki…” ile başlayan cümleler kuruyorlar. “tabi ki…” ile başlayan duygularını, mutlak gerçekler gibi sıralıyorlar. yüksek çözünürlüklü, yüksek kaliteli olan ileri teknoloji her şeye taparken, anneanne zamanından kalan fotografların bu kadar etkileyici olmasının nedeni ve son yıllarda eskiye dönüş akımının bu denli popüler olması arasındaki bağ nedir?  eskinin virane ve bizden görünmesi mi? algımızın nasıl reklamlandığı mı?

algıyı sorgulamak mükemmelliği sorgulamaktır. olay ve secimler yoluyla varılan son noktada sonuçta, kusurluluğun sorgulanması seçmeye yönelten algının mahsülüdür. seçmeye yönelten algı, insan evriminin hatalarından biri olup, bireyin kusurluluğundan bağımsız, bireye kusursuz bir heykel gibi var etme iç güdüsü yükler. bireyin algısı ve bu algının üretimi ve bu algının ürettikleri suya düşen ışığın denkleminden farksızdır.

ışık kırılır, denizin kusurlu ışınla kucaklaşmasıyla, havanın kusursuz ışını kucaklaması arasındaki farksızlık deniz yüzeyi ayni algıdır.

tk fotoğrafı habib bolat tarafından çekildi. fotoğrafların tamamı vilia auto kamerasından çıkma.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: